16 Kasım 2018 Cuma
Anasayfa > Yazarlar > Abdulkadir ÇÜLÜK > CÜZZAMLI HASTALIKLARIMIZ -1-
Abdulkadir ÇÜLÜK

CÜZZAMLI HASTALIKLARIMIZ -1-

07.09.2016 18:38 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Abdulkadir ÇÜLÜK
Melali anlamayan nesle aşina değiliz.
Sana yalnız bir ince taze kadın
Bana yalnızca eski bir budala
Diyen bugünkü beşer,
Bu sefil iştiha, bu kirli nazar,
Bulamaz sende, bende bir ma'na,
(Ahmet Haşim)

Madde cephesinde bir kurtuluş destanı daha yazan bu asil millet, ruh cephesinde her geçen gün bozguna uğramaktadır. Devlet, vatan, bayrak ve hürriyet uğruna meydanlara sel suları gibi akan bu dırahşan çehreler, ahlak ve ruh mücadelesi için ne zaman harekete geçecekler? Soruyorum.
Bana öyle geliyor ki yalnızca ruh ve ahlak ihtilali bu necip topluluğu yeniden dünyanın en güçlü medeniyeti haline getirmeye yetecektir.
Peki, ruh ve ahlak ihtilalimize sebep olan meselemiz nedir?
"O belde" 'sinde meseleyi izaha kavuşturan Ahmet Haşim, bizleri çepeçevre kuşatmış yegane hastalığımızdan yakınmaktadır. Fikirsiz ve hamlesiz, kibirli ve kaba, şeyleri yalnızca kendisinin bildiğini zanneden fertlerle dolu bir devrede yaşıyoruz. Canlı varlıkların tarihinde ilk günah olarak bilinen kibir, toplumun hemen hemen bütün bireylerinde cüzzamlı bir hastalık olarak nüksetmektedir.
Türk İslam düşüncesinden uzaklaştırılan bizler, bittabi "sensualité" denilen başka bir cüzzamlı hastalığın pençesinde parçalanıp gitmekteyiz. Bu hazin hastalığın neticesi, bizi kokuşmuş nefis zindanlarımıza hapsetmekten başka bir şey değildir.
Gözlerimizin önünde mana âlemindenmadde diyarına hücum eden hastalıklı ruhlarımıza "dur!" demek, bir civanmertlik hamlesidir. Vazife geldiği vakit, maddeden oluşan bedenini hiçe sayan bu toplum, hayat planında, ruh ve ahlak terbiyesi ile kendisini sürekli diri tutmalıdır. Aksi halde bu gidişat, daha birkaç hafta evvel uğruna can siper olduğumuz, madde ile manayı birleştiren bayrak ve vatan kavramlarımızı tehlikeye sokmaktadır.
Geçmişi ile alakası olmayan bir lügatin diline bekçilik eden bizlerin, kendi öz değerlerimiz ile yeniden buluşmasının tamda zamanı olduğu kanaatini taşımaktayım.
Herkes bir yaşama malik. Asıl mesele yaşamın madde frekansının mana frekansında mâkes bulmasıdır. Bunu sağlamak ise bin yıllık geçmişimizin hikayesini ve Türk İslam geleneğini toplumumuza mükemmelen anlatmakla olacaktır.
İşte böylece toplumumuzun bu cesaret dolu ve cihanşümul kudretini bir ruh ve ahlak ihtilali ile terbiye etmek hepimizin vazifesidir. Bu terbiye ise, ancak ve öncelikle nefislerin aşık olduğu maddeden, manaya intikal ile sağlanacaktır.
Ruh ve ahlak ihtilali diye isimlendirdiğimiz bu iyileştirme çalışması yöntemi için ahlaki arızalarımızı tek tek belirlemeye çalışarak her birisi için çözüm arayışına girişeceğiz.
O halde sorulacak soru şudur;
Ruhumuzu ve ahlakımızı ihtilale götürmemiz gereken diğer meseleler ve tüm bu meselelere çözüm yolları nelerdir?
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.