18 Eylül 2018 Salı
Anasayfa > Roportajlar > Misyonumuz; Geleceğimizi kurtarmak
Misyonumuz; Geleceğimizi kurtarmak

Misyonumuz; Geleceğimizi kurtarmak

05.10.2016 17:43 12 14 16 18 yazdır
Bu haftaki röportaj sayfamıza Erzurum Vuslat Derneği Başkanı Fikret Semerci'yi konuk ettik

DENİZİ YÜZEREK GEÇEBİR MİSİN?

Toplumu oluşturan bireylerin bazı yapıların desteği ile büyüdükleri ve kendilerini geliştirdikleri gerçeğini inkar etmek, insanın yaratılışı ile çelişir düşüncesindeyim...

Nasıl ki Allah'ın ilk emrinin oku olduğu bilinciyle çocuklarımızı belli bir yaştan sonra gönderdiğimiz eğitim kurumları ile onların topluma faydalı bireyler haline gelmelerini bekliyorsak, bizlerin Rabbimizin rızasını kazanmak için çabalama yönünde belli aracılarla  hareket etme zaruruiyetimiz, bir anlamda ruhumuzuda doyurmakla eşdeğerdir.

21. yüzyılda bilhassa Deizm yani  Allah'a inanıp peygamberleri yok saymak gibi sapık düşüncelerin artış göstermesi ile birlikte toplumda aidiyetler birer birer yok oluyor. Deizm ve bunun gibi sapkınlıklar ne yazık ki insanoğlunun kafalarında koskocaman soru işaretlerinin oluşmasına büyük etken.

Anlayacağınız din argümanını tek başına yalnızca yaradan ile algılamak, bir noktadan sonra yaradanıda inkar cihetine neden olmaktadır. Bu yüzden Allah'a inanmakla birlikte imanın şartlarına uyup tatbik etmek, yaradana yaklaşmak yolunda tarikatlar ve cemaatlerin varlığını yok farz edemezsiniz. Deniz üzerinde bir yerden bir yere ulaşmada nasıl ki yüzme maharetine güvenemeden deniz taşıtlarını kullanmak zorunda kalıyorsak, cemaat ve tarikatlarla menzile kısa yoldan vararak Allah'ın emir ve yasakları konusunda bilgi sahibi olup dünya zevklerine ve nefse hakim olabiliriz...

                                                                                  *********

FETÖ örgütünün Türkiye'ye yaptığı darbe girişimleri sonrasında cemaatlere karşı oluşan önyargılarla aslında İslam'a karşı büyük ölçüde zarar verilmesi, batının istediği, arzuladığı bir şeydi. Hal böyle olunca da toplumu ayakta tutan unsurlardan biri olan cemaat yapılanmalarıda zarar gördü. İslamın öğretilerini çocuklarımıza tatbik eden bu yapıların bir anda yok olması aslında geleceğize de vurulacak büyük bir darbe denilebilir.

Sayıları her geçen gün artan Kur'an Kursları, külliyeler ve medreseler yüzyılımızda uyuşturucu ve diğer ölümcül tuzakların önlenmesinde adeta rehabilitasyon merkezi görevi yapıyor. Henüz ilköğretim öncesinde yani 4 yaşında başlanan sübyan eğitimlerinde çocuklara temizlik kurallarından aile içi diyaloglara kadar birçok aşamanın öğretilmesi ile aslında yolun başında evlatlarımızın tuzaklardan korunması bu yapıların amaçlarının ne kadar düzeyli olduğunu ortaya koyuyor.

Çok değil bundan 15 yıl öncesinde adeta suç olarak görülen Kur'an kurslarında evlatlarımızın eğitim görmesi yüzde 99 müslüman olan coğrafyamızda suç olarak görülüyordu. Bugün suç unsurlarından yalıtılmış eğitim kurumları ile batıdaki nahoş toplumdan çokça ilerideyiz denilebilir.

Hal böyle iken toplumun temel taşı olarak yer edinen böylesi yapıların sıkı denetimler ile amacından sapmaksızın toplumu aydınlatmalarına mani olmamak hatta desteklemek Türk toplumunun vazgeçilmez vazifesi olmalıdır...



Erzurum Vuslat Derneği Başkanı Fikret Semerci, Vuslat Derneği'nin vatanına, milletine, devletine, ailesine şuurlu bireyler yetiştirdiğini belirterek, "Asr-ı Saadet Devrini günümüze taşımayı amaçlayan âlimlerin yetişmesini hedefliyoruz. Hak yolunda verdiğimiz hizmetler inşallah devam edecek" dedi.

Bu haftaki röportaj sayfamıza Erzurum Vuslat Derneği Başkanı Fikret Semerci'yi konuk ettik. Başkan Semerci, Nisan ayında temeli atılan ve binlerce Erzurumluya istihdam sağlayacak olan İslami İlimler Akademisi Külliyesi hakkında önemli bilgiler verdi. Semerci ile Vuslat Derneği'nin Erzurum'da ki çalışmaları, verilen destekleri ve Çat yolu üzerinde hayata geçirilmesi planlanan Erzurum İslami İlimler Akademisi Külliyesi hakkında konuştuk. Külliyenin geleceğin âlimlerini yetiştireceğini aktaran Semerci, "Külliye Projemiz, Erzurum'un Aziziye İlçesi'nde inşa ediliyor. Nisan ayında temelinin atıldığı proje, tamamlandığında 130 bin metrekare kapalı alan içerisinde, 5 bin talebeye hafızlık ve İslami İlimler noktasında hizmet verecek. Bu yılsonunda hafızlık, iptida ve Arapça Eğitim Merkezlerimiz tamamlanacak ve binlerce hafızın eğitim alması sağlanacak. Proje eğitime sağladığı katkı kadar istihdam noktasında da Erzurum'a ciddi değer sağlayacak. Bu kapsamda yüzlerce kişiye İslami İlimler Akademisi Külliyesi bünyesinde iş imkânı sağlanacak" diye konuştu.

Vuslat Derneği'ni anlatır mısınız? Ne zaman kuruldu? Çalışmaları nelerdir?

Öncelikle teşekkür ediyorum. Allah razı olsun sizlerden. Bizim var olan bu hizmetlerimize basın noktasında çok güzel katkılarınız oluyor. Vuslat Derneği 2003 yılında Erzurum'da kuruldu. Hedefimiz ve çalışmalarımız şu şekilde; 3İ ya da 3K şeklinde. 3İ dersek İslami, irfani ve insani. İslami dediğimiz İslami eğitim noktaları. İlkokul öncesi 4-6 yaş sübyan mekteplerimiz var. Buraya aldığımız yavrularımızı talim, tevcih, kısa sureler, yemek, abdest adabı, büyüklere saygı, yatış kalkış adabı yani Müslüman bir çocuğun öğrenmesi gereken eğitimlerin tümünü veriyoruz ve çokta bereketli oluyor. İlkokul 4'ü bitiren çocuklarımız ise bizim yatılı hafızlık kurslarımız var. O çocuklar hem okuluna devam eder hem hafızlığını yapar. Bu çocuklarımıza ilk başlarda yapamaz dediler ama Allah'ın ilmini öğrendikleri için hiç sorun yaşamadık şu ana kadar. Çoğu da zaten yılsonunda takdir ile geldiler.

Yani psikolojik etkiler sıfıra mı iniyor? İnsanlar toplumda yanlış mı bilgilendiriliyor?

Evet, ne yazık ki. Şunu vurgulamak istiyorum; bizim önyargı noktamız var ya kendimizi tabiri caizse ona kurmuşuz at gözlüğü gibi başka yeri göremiyoruz. Bir deneyelim neden olmasın. Ondan sonraki çalışmamız ortaokul 8'i bitirip dışarıdan okuluna devam eden öğrencilerimiz için iptida kurslarımız var. Bu kurslarımızda şudur; talim, tevcih, ezber? Bu kardeşlerimiz belirli sureleri ezberler hafızlık yapacak düzeye geldiği zaman bu kardeşimiz hafızlık kursumuza geçer. Yani günümüz tabiri ile hazırlık kursudur iptida. Hafızlığa geçtiği zaman kardeşlerimiz 16 ile 18 ay arasında hafızlığını tamamlar. Buradan sonra ise bizim Arapça medresemiz var. Burada tamamen ilmi noktadaki eğitimini almaya başlar. Burada Arapça eğitimini alan kardeşimiz icazetini aldıktan sonra bizim var olan kurslarımızda hocalık görevini yapmaya başlar.

Arapça dediniz de aklıma geldi. Avrupa dillerini öğretmeyi düşündünüz mü? Yada farklı çalışmalarınız var mı?

Var tabi bu şekilde farklı çalışmalarımız. Mesela maruf dediğimiz ekip var. Eğitim sahamızı anlattık. Maruf ekibimizin görevi de şu; Allah'ın emrini anlatıp yasaklarını belirtmek. Maruf ekibimiz gün içerisinde kahvehane, esnafımıza, alış veriş merkezlerine, hastaneye, hapishaneye bu tarz yerlere giderek oradaki insanlara hadis, ayet gündem nedir onun üzerine sohbetler yapar çıkarlar. Dolayısıyla bu kardeşlerimiz İngilizce eğitimlerini alıyorlar. Mesela olimpiyatlarda bu maruf ekibimiz Palandöken'de çok güzel işler çıkardı. 3 dilde el ilanları dağıttılar. Arapça, İngilizce ve Rusça. Çokta bereketli olmuştu.

Şu an ne kadar kurs, öğrenci ve eğitmeniniz var?

Şu an bizim Erzurum genelinde 25 tane kursumuz var. Kız ve erkek toplam bin 150 talebemiz mevcut. Bunlar iptida, hafızlık ve Arapça kurslarımız. Az önce insani, irfani çalışmalarımızı anlattık. Bir de insani çalışmalarımız var. Şuanda Erzurum genelinde tespit ettiğimiz bin 800 ihtiyaç sahibi aile bulunuyor. Bu ailelerimize günlük bin kişilik sıcak yemek çıkartılır, ekmekleri ile beraber mobil araçlarımızla kapılarına kadar gidilip teslim edilir. Yine aynı şekilde var olan Kuran kurslarımızın yemekleri de aşevimizden çıkar o şekilde dağıtım yapılır. Bunun yanı sıra Umut Mağazalarımız var. Vuslat Derneği Umut Mağazaları adını verdiğimiz bu mağazalarımızda, gıda ve giyecek temin edilir. Sağ olsunlar maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen kardeşlerimiz sayesinde bu hizmetleri gerçekleştiriyoruz. Biz sadece aracıyız veren el ile alan el arasında bir köprü görevi görüyoruz. Mesela o abilerimizden aldığımız zekâtlarımızı mağazamıza koyarız günlük on ailemiz çorabından başörtüsüne kadar belirlediğimiz kart limitine göre normal alışveriş yapar gibi kasaya gelir verdiğimiz kartı okutur evine gider.

Bu kartlara sınır koyuyor musunuz?

Tabi ki. Aile içerisindeki kişi sayısına göre kartların sınırı var. Mesela iki kişilik bir aile ile geniş bir aile arasında kart farkı olacaktır. 50, 100, 150, 200 lira olarak bu kartlarımızı ihtiyaç sahibi ailelerimize veriyoruz. Bizim bir de gıda mağazamız var aynı şekilde. Şimdi biz sıcak yemek yapıyoruz ama herkese veremiyoruz bu yemekleri. Yaşlı ailelerimiz var yiyemiyorlar bazen kolesterol, şeker gibi hastalıklar nedeniyle. Bu gibi ailelerimize de gıda kartlarımızı veriyoruz, oradan gıda alışverişlerini yapıyorlar. Bir de irfanı çalışmalarımız var. Yani tasavvuf noktasındaki eğitimlerimiz. Nakşibendi tarikatının Halidi koluna bağlıyız. Haftalık olarak burada Cuma günleri sohbetlerimiz vardır burada. Halkımıza da açıktır. Bu şekilde sohbetlerimiz devam ediyor.

Asıl hedefiniz nedir?

Asıl hedefimiz gerçek manada geleceğimizi yönlendirebilecek vatanına, insanına, milletine, ailesine, bayrağına şuurlu kardeşlerimizi yetiştirmektir inşallah.

Yardım noktasında Erzurumlu vatandaşlardan gerekli ilgi alakayı görüyor musunuz? Erzurum insanımız sağduyulu mu bu konuda?

Tabi Allah razı olsun hepsinden. Biz bu çalışmalarımıza ilk Erzurum'da başladık ve bu çalışmalarımız aynı zamanda İstanbul'da devam ediyor. Bizim hedefimiz sadece Erzurum ve İstanbul değil. Tüm illerimizde bu şekilde hizmetler vermek istiyoruz. Buraya kadarda Erzurumlu kardeşlerimiz sayesinde geldik. Ama tabi ki malumunuz Erzurum kırsal bir bölge, üretim noktasında çok aktif değil daha çok tüketim noktasındayız. Bu basit bir olay değil günlük bin kişinin yemeğinin hazırlanıp dağıtılması. Hedefimiz büyük olduğu için açılmak zorunda kaldık.

Parantez içerisinde soruyorum bin 800 aile dediniz az önce. Bu kadar ihtiyaç sahibi aile gerçekten var mı? Erzurum bu kadar fakir mi?

Peygamber Efendimiz buyuruyor; "Komşusu açken kendisi tok yatan bizden değildir." Hiç unutmuyorum ilkbahar zamanı bir ablamız geldi. Yanında 7-8 yaşlarında Abdullah isimli bir kardeşimiz var. Bir şeyler isteyecek ablamız ama isteyemiyor, çekiniyor dolaylı yollardan söylemeye gayret ediyor. Yanındaki Abdullah kardeşimizin ayakkabısının altıda yırtık. Hepimiz yaşadık bu günleri. Hani yırtığı öbür ayağımızla kapatmaya çalıştığımız kaçamak hareketlerimiz var ya. Gördüm ben Abdullah dedim senin ayakkabının altı yırtık mı? Su çekmiyor mu? Dedi su çekiyordu da dün akşam gazete kâğıdı koydum daha çekmiyor. Nerede bu Hanefi Bey, emin olun yanı başımızda, alt katımızda, evimizin arkasında, duvarla duvarımızda ama göremiyoruz. Bunları araştırıp bulmak lazım. Gerçek anlamda zaten ihtiyaç sahibi aileler gelip isteyemiyor. Biz tespit ettiğimiz ihtiyaç sahibi ailelerimizi araştırıyoruz mahallesinde, muhtarlığında, camisinde kaymakamlığında zaten her şeyi ortaya çıkıyor.

Biliyorsunuz 15 Temmuz gibi talihsiz bir olay yaşadık. Bu olaydan sonra toplumda cemaatlere karşı olumsuz bir algı oluştu. Bu konuda siz nasıl etkilendiniz?

Maalesef kötü etkilendik. Olumsuz etkilerini hala görüyoruz. Şunu atlamamak gerek Hanefi Bey. 15 Temmuz gibi bir gün yaşadık. Allah'ım o günü bir daha göstermesin. Onların asıl hedefi İslam'a darbe vurmaktı. Peygamber Efendimiz buyuruyor cemaatleşin. Allah u Teâla bizleri yaratmış ve bu dünyaya yollamış. İnsanoğluna akıl irade vermiş, iki yol çizmiş. Kulum biri zik zak cehenneme gider, diğeri düzdür cennete gider seçimini yap. Şimdi bu insanlar bunu yaptı diye tüm cemaatlerin aynı kefeye koyulması tabiri caizse birden yüze kadar yanlıştır. Çünkü hepimiz Müslümanız, inanmışız iman getirmişiz. Allah ayet-i kerimede buyuruyor; "Zekâtınızı veriniz, fakire sadaka yardımını yapınız." Şimdi bu insanlar bu alçaklığı yaptı diye biz Müslüman olarak zekâtımızı, sadakamızı vermeyecek miyiz? Evet, cemaat adı altında yapılan işlerin biz karşısındayız. Bakın Hanefi Bey, cemaat noktasında hizmet yapan kişi devlet kurumuna adam yerleştirmeyecek, adam yetiştirecek. İmanını, dinini, vatanını, komşusunu bilircesine şuurlu bireyler yetiştirecek. Devlete adam yerleştirmek cemaatin işi değil. Seçmişizdir. Cumhurbaşkanımız vardır, başbakanımız vardır, valimiz vardır, emniyetimiz vardır, askeriyemizdir vardır. Bunlar devletimizin işi. Biz burada bize düşen iş neyse onu yapacağız. Ama yıllardır paralel noktasındaki örgütü anlatıyorduk ama kime anlatacaksın. Dinler arasında diyalog yapıyorlar. Bu doğrumuydu. Tek din vardır o da İslam.

Dünya'nın diğer ülkelerinde temsilcilikleriniz var mı?

Vuslat Derneği olarak bizim yok. Bağlı olduğumuz kurum İsmailağa Cemaati. Cemaatimizin İDDEF  İnsana Değer Veren Dernekler Federasyonu) noktası var. Bu şekilde yurtdışına yardımlar sürüyor. Yani Kurban Bayramı'nda kurban yardımları, özellikle Afrika'da medreseler, camiler yapılıyor. Partner kuruluşumuz İDDEF yurtdışında mazlumlara yardım etmeye devam ediyor inşallah.

Mesela gençleri evlendirmek, üniversiteye kadar burs gibi farklı çalışmalarınız var mı?

Evet, bu gibi farklı çalışmalarımız var. Mesela her ay belirlediğimiz iki ailemizin evini tutup, eşyasını diziyoruz. Kurslarımızda eğitim gören ilim talebelerimizden kesinlikle para talep etmiyoruz. Tüm masrafları yemesi, içmesi, yatması, kitabı, elbisesi bize ait. Alt katımızda terzimiz vardır tüm talebelerimizden ölçü alır hepsine elbise diker teslim eder. Yani Allah rızası için bu hizmetlerimizi yapıyoruz.

Peki, bizim derneğe yâda cemaate bağlıdır şeklinde ayrım yok değil mi sizde?

Bu şekilde bir ayrım kesinlikle söz konusu değil. Aslında biz yardım konusunda din bile ayırt etmiyoruz. Gerçek manada ihtiyaç sahibiyse Müslümanda olur kâfirde olur. Biz hizmetimizi Allah'ın emrini yerine getiriyoruz.

Asıl konumuza gelelim. İslami İlimler Akademisi Külliyesi Projeniz var. Son durumu nedir? Kaç öğrenci orada eğitim görecek?

Külliyemiz Erzurum Aziziye Bölgesi Dadaşkent semtinde yapımı devam ediyor. 61 dönüm arazi üzerine toplamda 130 bin metrekare kapalı alanda inşa ediliyor. Bu külliyemizin içeriğinde 15 tane bloğumuz olacak. İptida, hafızlık, Arapça, okulla beraber hafızlık kurslarımız, camimiz, kütüphanemiz bu külliyemizin içerisinde yer alacak. Şöyle anlatayım dışarıdan imam hatip, ilahiyat okuyan kardeşlerimizde bu kurslarımızdan faydalanacaklar. Ve malumunuz dört duvar arasında ders ders olacak şekilde eğitim verilmeyecek. Bir de spor sosyal kompleksimiz olacak. Yüzme, karate, uzak doğu sporları, okçuluk, at inmeciliktir, güreştir bu gibi sporlarla kardeşlerimiz eğitim görecekler. Bunun yanı sıra yetimhanemiz olacak. Yetim kardeşlerimizi biz alacağız hem okul hem ilmi noktada her şeyini biz üstleneceğiz. Evliliğine, okuluna, son raddeye kadar arkalarında olacağız inşallah. Bu şekilde zaten İstanbul'da Hiranur Vakfı ismi ile bir külliyemiz var. Suriye'den 750 tane anne ve babadan yetim olan erkek kardeşlerimizi getirmişiz hem ilmi hem okul noktasında eğitimleri devam ediyor. Bu şekilde Erzurum'da da bir çalışma yapacağız. Şu an zaten İç İşleri Bakanlığı ile yazışmalarımızı yapmışız. Gaziantep'te bulunan çadır kentten yetim kardeşlerimizi Erzurum'a da alacağız.

Rakam ne düşünüyorsunuz?

İlk etapta Erzurum'a 500 kardeşimizi düşünüyoruz. Akabinde bin kardeşimizi daha alacağız. Hiç birinden ücret almayacağız.

Külliye ne zaman bitecek?

Biz külliyeyi etap etap gidiyoruz. Bu sene devam eden hafızlık, Arapça ve okulla beraber hafızlık kursumuzun inşaatları bulunuyor. Bu sene inşallah bu üç binamızı bitireceğiz. Mesela Camimizin içerisinde dünya çapında bir kütüphanemiz olacak. 100 bin ciltlerden bahsediyorum. Misafirhanemiz yine olacak gelen öğrenci ailelerimiz burada kalabilecekler.

Vuslat Derneği'nde kaç kişi çalışıyor?

Derneğimizde 125 bayan, 70 erkek hocamız çalışıyor. Bir de hem gönüllü hem normal aylık statüsünde çalışan 35 elemanımız bulunuyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı ile bir bağınız var mı?

Biz Diyanet İşleri Başkanlığı'na karşı değiliz. Biz evet cemaat olarak hizmet yapıyoruz.  Diyanet İşleri Başkanlığımız ve Müftülüklerimiz ile bağlantı halindeyiz. Ki Vuslat Derneği'nin resmi Kuran kursları da vardır. Müftülüklerimiz ile beraber bu çalışmayı devam ettiriyoruz. Diyanet İşleri Başkanlığımız kendi seçtiği müfettişleri ile her ay her hafta gelir kurslarımızı denetler. Bakayım bunlar ne yapıyor, ne yapmıyor, yanlış işler oluyor mu. Yani sürekli denetim altındayız.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Biz 2003 yılında ilk açıldığımızda kurslarımızdaki öğrencilerimize küflü ekmek yediriyorduk. Yoktu çünkü. Bu hükümetten önceydi her gün her hafta basılıyorduk. Gizli okutuyorduk. Ama şimdi Allah'a şükür daha iyi durumdayız. Bu günlere gelmemizde emeği geçen desteklerini esirgemeyen abilerimize, ailelerimize, ablalarımıza, kardeşlerimize teşekkür ediyoruz. Hepsinden Allah razı olsun. Devletimizin bekası için, Ümmet-i Muhammed'in huzuru için ve bizlere yardımda bulunan gönül dostlarımıza her gece hatimler okuyoruz. Bizlere yardımda bulunan gönül dostlarımızın isimleri vardır listeler halinde. Perşembe günleri teheccüd vaktinde bu hatimler toplanır devletimize, askerimize, milletimize ve bizlere yardım eden kardeşlerimize isim isim zikredilir.

Diğer Röportajlar
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.