18 Eylül 2018 Salı
Anasayfa > Roportajlar > Şairler vurulmalı hayat yakışmıyor onlara
Şairler vurulmalı hayat yakışmıyor onlara

Şairler vurulmalı hayat yakışmıyor onlara

13.07.2016 21:08 12 14 16 18 yazdır
Orhan Velinin kısıtlı imkanlarla başardığını, daha geniş imkanlarla yapmaya ant içip, gönül vermiş sayılı edebiyatçılardan, Batuhan Dedde !

Röportaj: Salih ÇELEBİ

Batuhan Dedde...

Çağımız edebiyat, yazın örnekleri dışında oldukça idealist ve kendisine has tarzı ile dikkatleri üzerine çekmiş nadir edebi sanatçılarımızdan.

Sokak dili ve argonun birleşimi sonucu oldukça popülarite hale gelen eserleri ve yazıları binlere kişi tarafında takip edilmekte.

Hatta yapılan bir takım araştırmalar, kendisini günümüz umarsız gençler üzerinde bile hali hazırda etkisi olan sayılı sanatçılar arasında olduğunu gösteriyor.

Orhan Velinin kısıtlı imkanlarla başardığını, daha geniş imkanlarla yapmaya ant içip, gönül vermiş sayılı edebiyatçılardan, Batuhan Dedde !

Yedinci Yeni Hareketini başlatan, günümüz niteliksiz şair ve şair kılıklı insanlara tepki olarak faaliyet gösteren ender (kendi deyimiyle) şayir'lerimizden...

Batuhan Dedde kimdir? Size göre değil, bir başkasına göre? Empati kurun, mesela en yakın arkadaşınıza göre Batuhan Dedde kimdir, nedir, necidir, ne yapmaktadır, amacı nedir?

Önce bana göre olanı söyleyeyim de, yanlış anlaşılmalara mahal vermeyelim. Kendi halinde hunisiz bir delidir. Kafasına estiği şekilde yaşar, plansız, programsız. O anda ne denk gelirse artık... Yakın arkadaşlarıma gelince, severler beni. İyi biri olduğumu söylerler, dobra olduğumu falan. Söylediklerinin sonuncusuna katılıyorum. Zaten yalan bir hayatın içinde yaşıyoruz, ekstradan başka bir yalana ne gerek var ki? Yük olur sadece sırtımıza. Seni sevmiyorsam, sevmiyorumdur. Bu kadar basit. Ne olduğum konusuna gelince, sanırım yaralı bir hayvan. Ya da yorgun ve yaşlı bir Kızılderili. Yazıyorum bol bol. Başka bir şey yaptığım yok. Amacım bir gün Nobel kürsüsüne çıkmak ve o ödülü almadan oradan herkese küfür edip aşağı inmek. Ciddiyim. Sadece başarı budur benim için. Geri kalan her şey bu başarıya ulaşmak için bir merdiven sadece. Amacım bu.

Klasik ve Modern Yazı serüvenleriniz hakkında neler söyleyebilirsiniz?

10 yıldır yazıyorum dostum. Başlangıcı bahsetmek istemediğim kadar rezalet yazılarla dolu, tabii onların da kendi içinde oluşturduğu bir enerji var. Sevimli geliyor gözüme. Hani çocuğun olur da büyüdükten sonra bebeklik fotoğraflarına bakarsın ya. Çok hıyarcadır yakalanan pozlar ama çok sevimli gelir. Öyle bir şey işte. 2008 yılında oturdu yazı tarzım. 2008 yılından beri bugün yazdığım tarzda şeyler yazıyorum. Yani bu demek oluyor ki 6 sene eğitmişim kendimi farkında olmadan. Bak ben de şimdi farkına vardım bunun...

Peki bu işin sırrı ne? Herkes sizin gibi takip edilen, popüler, ender şayirlerden biri olmak ister... Yaşadıklarınız, kaybettikleriniz, acılarınız, yediğiniz kazıklar mı yoksa hayal dünyanız mı sizi bu derece profesyonelliğe itti ?

Dostum inan hiç bilmiyorum. Bir sırrı var mı o bile sır. Popüler olmak, popüler... Rahatsızlık verici bir kelime bence. Benim için en azından. Talk show yapmıyoruz ki sonuçta, neyin popülerliği. Ben 2 yıl hiçbir yerde fotoğrafımı paylaşmadım, kimse benim neye benzediğimi, yaşımı, cismimi bilmiyordu. Çok sonra mecbur kaldım kendimi göstermeye. Keşke göstermeseymişim ama... Öteki türlü daha huzurluydum. Şimdi olay magazinselleşiyor. Tabii bunda biraz da benim payım var, insanlarla sürekli diyalog halinde olmak vs. Profesyonel değilim inan ki... Profesyonel olsam muhtemelen bugün bu röportajı ben değil de asistanım falan cevaplıyor olurdu. Amatörlük her zaman daha sağlam bir yapı taşı demektir. Profesyonel olsam o Nobeli almak isterim ama benim amacım oraya çıkıp küfretmek. Utanarak söylüyorum; bir dönem bir menajerim vardı. Bir de çıkıp yüzsüzce diyordum, menajerimle görüşün diye. Aklıma geldikçe sinirleniyorum ne halt etmişim ben öyle..

Her insanın yaşamında o kişiyi düze çıkaran ya da daha dibe batıran dönüm noktaları vardır. Sizin böyle bir şeye örnek olacak iyi ya da kötü, bu böyle olmasaydı ben şimdi Batuhan Dedde olamazdım dediğiniz bir anınız var mı?

Aldığım her nefes için geçerli bu söylemin... Baştan aşağı hatalarla, geç kalmalarla dolu bir adamım. Bugün ki aklım olsa, ikinci bir şansım olsa yine geç kalırım, yine hata yaparım. Ben o hatalarımla güzelim. Pek çok olay oldu, bir tane yok yani bahsettiğin şekilde... Hepsini yazmaya kalksam, çok sürer. Kitap olur. O yüzden kısaca; bir sürü var diyeyim... Yaşadığım her şey için geçerli, o şeyleri yaşamasam Batuhan Dedde olmazdı.

Çocukluğunuzda "Büyüyünce ne olacaksın" sorularına nasıl cevap veriyordunuz?

Deli olmak istiyorum derdim, Elhamdülillah başardım da. Sıyırdım balatayı.

O dönemde Şayir olmayı hiç aklınızdan geçirdiniz mi?

Yoktu dostum. 2009 sonlarında başladı bu macera

Yaşadığınız coğrafya ve Türkiye genelindeki (sizinde içinde bulunduğunuz) aydın kesim hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Öncelikle aydın değilim ben, kabul etmiyorum aksine gayet pislik, irinli ve karanlık bir adamım. Şu an Türkiye genelindeki aydınlar hakkında da pek iyi şeyler düşünmüyorum maalesef. Gerçek anlamda "Aydın" sıfatını hak eden çok az insan var, geri kalanların hepsi kiralık, satılık ve rencide ruhlar.

Peki, size göre kimdir "Aydın Kişi" ?

Bu kavram kişilerin değer yargılarıyla örtüşür, yani değişkendir. Sonuçta herkesin değer yargısı bir değil. Genel olarak toplumsal değerler bile kimse için aynı şeyleri ifade etmez. Aydın dediğin kendi benimsediği değerleri, pozitif şeyleri topluma zerk etmekle yükümlü kişidir. Belki onun pozitif bulduğu şey benim için negatif? Bunu bana zerk etmeye çalışmanın manası nedir o zaman? Biraz da (maalesef) cahil bir toplum olduğumuzdan, biraz bilgisi olanı ya da bilgisi varmış gibi davrananı aydın ilan edip peşinden koşmakta üstümüze yok. Bu yüzden hep yanlış yollara sapıyoruz. Aydın Kişi tanımını tam olarak yapamadım sanırım ama sen anladın ne demek istediğimi...

Yazılarınızda tüm zorlamalara rağmen Baba mesleği (kuaförlük) yapmamak için elinizden gelen her şeyi yaptığınızı söylüyorsunuz. Eğer şuan bulunduğunuz durumda olmasaydınız ne iş yapardınız?

Ya torbacı olurdum ya da hırsız, yan kesici, kapkaççı falan. Büyüdüğüm semtin sokaklarında bunlar var çünkü.

"Ve insan, ölümü göze almayınca şiir yazmaz." diye bir söz vardır. Ucunda ölüm olsa bile yazmaya devam eder misiniz?

Güzel bir laf der Abdurrahim Karakoç... Ben de sana Ahmet Telli ile cevap vereyim; "Şairler vurulmalıdır, hayat yakışmıyor onlara"

Yazdığınız deneme, yazıtlar ve kitaplarda geçmişinizden geleceğe uzanan yönelmeler hakkındaki düşüncelerinizi yansıtılıyor, 'şimşekler çakıyorsunuz'. Yazarlığınızın bu yönünü göz önüne alarak sizden bir değerlendirme isteyeceğim: bu gidişat nereye kadar acaba?

Son nefesime kadar demek isterdim ama realist olmak lazım. Yarın öbür gün aklımı tastamam yitirmeyeceğim ne malum? O yüzden gittiği yere kadar, testi kırılana kadar...

"Yahu kardeşim ben bunu yapmak istiyorum" dediğiniz bir senaryo, kitap, dergi yada planladığınız bir çalışmanız var mı?

Var var olmaz mı? Dedim ya en başta Nobel diye. Baş çalışmam budur. Magnum Opus'um benim! Onun dışında senaryo çalışmam var. Gerekli mercilere iletildi, haber bekliyorum olumlu ya da olumsuz. Ben güveniyorum ama tabii adamlar "saçmalık lan bu" da diyebilir. Olsun. Bir gün benim yazdığım bir uzun metraj film de izleyeceksiniz, kararım net bu konuda.

Sizi daha fazla sıkmamak adına son sorumu soruyorum. Sizi takip edip, değer veren okuyucu kitlenize tavsiyeleriniz, söylemek istediğiniz bir şeyler var mı acaba?

Eyvallah, sıkılmadım eğlenceli bir sohbet oldu sabahın bu saatinde. Roman yazıyordum, onu böldün ama olsun, keyif aldım. Değdi yani...

Klasik bir cümlem var benim röportaj sonlarında kullandığım;

Rahmetli Müslüm Baba der ki; "Ne diyeyim sevdiğim her şey, gönlünce olsun"

Diğer Röportajlar
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.